Abdulkadir Güllü

akademisyen, şair, yazar

1957 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde doğdu. İlk ve orta eğitimini Develi’de, lise eğitimini Kayseri’de tamamladı. 1983 yılında Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nden mezun oldu. 1984 yılında bu fakültenin Makine Eğitimi Bölümü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başladı. 1988 yılında yüksek lisansını, 1995 yılında doktorasını tamamladı. 1996 ‘dan 2012 ’ye kadar Yrd. Doç. Dr. unvanı ile ve 2018’e kadar da Doç. Dr. Unvanı ile görev yaptı. Hâlihazırda Prof. Dr. olarak aynı üniversitede öğretim üyeliğini sürdürmektedir. Abdulkadir Güllü evli olup üç kızı ile iki torunu vardır.

Güllü’nün yayımlanmış 15 adet teknik kitap çalışması yanında, 100 civarında bilimsel makale ve sunumu, 6 adet patenti bulunmaktadır. Bunların dışında; “İçimdeki Ayna”, “Mum Işığı”, “Bırak Desinler” ve “Bir Damla Deniz” isimli dört adet şiir kitabı yayımlanmıştır.

Güllü’nün yayım aşamasında kendisine ait güzel sözlerden oluşan bir çalışması, akrostişlerden oluşan bir çalışması, Kuran’ı Kerimden sosyal konuları ve mesajları içeren bir şiir kitabı çalışması ve ayrıca iki adet şiir kitabı çalışması tamamlanma aşamasındadır.

Güllü, İnsani Değerler Derneğinin kurucu üyesi olup aynı zamanda Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir. Demokraside Birlik Vakfı Başkan vekilliği görevinin yanında, Teknik Eğitim Vakfı ve TÜBAV üyesidir.

HAKKINDA YAZILANLAR

DEVELİLİ ŞAİR ABDULKADİR GÜLLÜ VE ESERLERİ
Dr. Öğr. Üyesi Zeki GÜREL
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi
Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı Teknikokullar-ANKARA
[email protected]

Özet
1957 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde doğan Abdulkadir Güllü, ilk ve orta tahsilini Develi’de, lise tahsilini ise Kayseri’de tamamladı. 1983’de Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nden mezun oldu. 1984 yılında aynı fakültenin Makine Eğitimi Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak vazifeye başladı. Halen aynı fakültede Prof. Dr. Öğretim Üyesi olarak vazife yapmaktadır.

Abdulkadir Güllü’nün bugüne kadar kitap olarak yayımlanmış dört adet şiir kitabı bulunmaktadır. Abdulkadir Güllü şiir yazmaya öğrencilik yıllarında başlamıştır. Yayımlanan ilk şiiri de 1976 tarihini taşımaktadır. İlk şiir kitabı İçimdeki aynayı da Ankara’da 2008 yılında yayınladı. Kitap halinde yayınlanan diğer şiir kitapları ise şunlardır: Mum Işığı (Ankara 2010), Bırak Desinler (Ankara 2014), Bir Damla Deniz (Ankara 2014).

Akademisyen şair Abdulkadir Güllü, şiirlerini yaşayan Türkçeyle kaleme almayı tercih etmektedir. O, şiirlerinde nazım birimi olarak genellikle dörtlükleri tercih etmektedir. Şiirlerinde hece ölçüsünden ve kafiyeden de taviz vermemeye çalışmaktadır. Şiirlerinde konu zenginliği dikkatlerden kaçmamaktadır. İnsan odaklı, kâinatı kucaklayan ve kitab-ı kâinatı doğru okumaya yönelik şiirlerinde tasavvufî derinlik dikkatlerden kaçmamaktadır.

Biz bu bildirimizde; Kayserili Akademisyen şair Prof. Dr. Abdulkadir Güllü’nün hayatını, eserlerini, sanatını anlatmaya çalışırken onun şiir dünyasını da keşfetmeye ve bu dünyaya seyahat edeceklere de ipuçları vermeye çalışacağız.

Anahtar Kelimeler: Abdulkadir Güllü, Şair Abdulkadir Güllü’nün eserleri, Şair Abdulkadir Güllü’nün sanatı

Giriş

Abdulkadir Güllü’nün Hayatına dair

1957 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde doğan Abdulkadir Güllü, ilk ve orta tahsilini Develi’de, lise tahsilini de Kayseri’de tamamladı. 1983 yılında Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nden mezun oldu. 1984 yılında aynı fakültenin Makine Eğitimi Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1995 yılında doktorasını tamamladı. 1996 yılından beri aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görevini sürdüren Abdulkadir Güllü, evli ve üç kız evladı babasıdır. Memleketi Develi’yi Mum Işığı adlı kitabındaki on altı dörtlükten meydana gelen bir şiirinde şöyle anlatır:

DEVELİ

Dev Ali’den adını alır
Mazisi ta Selçukluya dayanır
Köprü olur geleceğe uzanır
Kocaman bir tarih gibi Develi
(…)
Yaşar millî manevî değerleri
Eksilmez evliya erenleri
Hayırlarda yarışır zenginleri
Dört kapılı bir şehirdir Develi

Sıkmasa daha çok şeyler söylerim
Vatanımı atam gibi severim
Onu her fırsatta görmek isterim
Kayseri’nin incisidir Develi (Güllü, 2010:126-129)

Abdulkadir Güllü, akademik hayatı yanında topluma hizmet yolunda sivil toplum örgütlerinde de faal olarak görev yapmaktadır. İnsanî Değerler Derneği bunlardan sadece biridir. Hatta “İnsanî Değerler” başlıklı bir de şiiri vardır:

İNSANÎ DEĞERLER
Kulak ver insanı ahsen yapan değere
Bayraklaştır onu sahip çık, dik her yere
Çıkış yolu budur, hata yapma bin kere
Barışın kendisidir insanî değerler

Karanlığa meydan oku sen de bir mumla
Çözümün parçası ol, yaşama sorunla
Gecelerin bile aydınlanır onunla
Dünyamıza ışıktır insanî değerler…

Çığır açan iyi yolda daima yaşar
Miskinlik, tembellik, atak insandan kaçar
Her kim ki hayatta kalır biçare, naçar
Kurtuluşun yoludur insanî değerler…

Seni yüce yapan değerleri unutma
Hep haktan yana ol sakın haksızı tutma
Gel dost! Bal ve şifa varken zehiri yutma
Derdimize ilaçtır insanî değerler… (Güllü, 2010: 52)

Abdulkadir Güllü’nün Şiir Dünyası
Şairin “İçimdeki Ayna”(2. Baskı., Ankara 2010), “Mum Işığı”(Ankara 2010) ,“Bırak Desinler” ve “Bir Damla Deniz”(Ankara 2014) adlı yayımlanmış dört şiir kitabı bulunmaktadır. Develili akademisyen şair Doç. Dr. Abdulkadir Güllü, 22 Ocak 2013 tarihinde yazdığı “Şair” başlıklı şiirinde şöyle diyor (Güllü, 2014:88-89).

İncittir sözü seni, söz bilmez vesairin
Sözü haddeden geçer söz ustası şairin

İçi bomboş sözlerin hamallığını yapmaz
Kendi rolü bellidir, hiç kimseden rol kapmaz

Örnek olmak muradı içindeki topluma
Nerde Şam orda akşam yaşamaz dumduma

Sözleri latif, zarif manası da ağırdır
Sesi gür çıkar onun, duymayanlar sağırdır

Dünyayı pay etseler, zerresine saldırmaz
Hakkı ona dünyadır, başkasına aldırmaz

Söz verirse sözünde ileri geri olmaz
Özden denen sözlerin boyası, rengi solmaz

Sözlerini düşünerek bir sıraya koyar
Gönüller muhabbete, kulaklar söze doyar

Yamuk yumuk işleri övmesi beklenemez
Dalkavukluk ederse ona şair denmez

Tavrı hep Haktan yana, tarzı ölçüsü belli
Her yaşın olgunudur, ister kırk ister elli…

Seni sabra çağırır, sen kendinde değilsen
Dik durandan hoşlanır, öfkelenir eğilsen

Kabalığa karşıdır, nezaketi önemser
Gönül alır sözüyle, gözleriyle gülümser

Kime dostum dediyse, ona gönlünü açar
Mum olur erir belki, ama hep ışık saçar

Kem sözden uzak durur, hilesizdir işi de
Toplumun özü insan, kalbi şair kişide (Güllü, 2014:88-89)

Abdulkadir Güllü, Bir Damla Deniz adlı kitabındaki bu şiiriyle ve Mum Işığı adlı kitabındaki Şiir ve Şair başlıklı şiiriyle (Güllü, 2010:138-140) ve yine aynı kitaptaki “Şiir” başlıklı şiiriyle (Güllü, 2010:204) şairliğinin ve şiirinin hem sınırlarını çiziyor hem de manzum poetikalar kaleme almış oluyor. Abdulkadir Güllü’nün şiir dünyasında gezintiye çıkacak olanların bu iki şiirdeki kabulleri ve ikazları hiçbir zaman hatırdan çıkartmamaları gerektir diye düşünüyoruz.

Abdulkadir Güllü, şiir yazmaya öğrencilik yıllarında başlamıştır. O, ilk şiirlerinin büyük bir kısmını 1980’de yakmıştır. Yayınlanan ilk şiir kitabı İçimdeki Ayna adını taşıyor. Bu kitabında da yazılış tarihi itibariyle en eski şiiri 10 Kasım 1976 tarihini taşıyor. Bu şiir şöyle:
ON KASIM’DA

Kaybetmiştik bir büyük varlığımızı
Mateme bürüdü bizi o acı o anda
Ağlamıştı Türkün anası babası oğlu kızı
Gemi kaptansız kalmıştı On Kasım’da.

Üzülmüştük çünkü değerdi O, her şeyi
Artık yoktu bu fani dünyada
Süper yapmaktı emeli ülkeyi
Uçak pilotsuz kalmıştı On Kasım’da

Fayda vermez bundan sonra ağlamak
Verelim el ele yatmayalım uykuda
Neyine senin boş şeylerle uğraşmak
Daha güçlü analım Ata’yı On Kasım’da

Burkulmasın Türk’ün o tok yüreği
İncinmesin Atatürk’ün asil ruhu da
Durmak yok, geri hiç, daima hep ileri
Daha güçlü analım Ata’yı On Kasım’da (Güllü, 2010: 183).

“İnsanoğlu yaşadığı hayatı anlamlandırmak adına çevresiyle bazı şeyler paylaşmak ihtiyacı duyar. Bunlar bazen sahip olduğumuz maddi değerler, bazen de manevî değerlerdir. İster dar bir çevrede isterse daha geniş bir çevrede yaşayalım bizi etkileyen kişiler ve olaylar olduğu gibi bizden etkilenen kişiler ve olaylar da olabilir.

Hayatta bizzat yaşadıklarımız veya şahit olduklarımız bizleri bir duruş ve davranışa yönlendirir. Bunlar da bir refleks olarak bizden çevremize yansır. Çevremizdekilerle doğal ya da programlı bir iletişim paylaşım yaşarız. Bu iletişim kimi zaman beden diliyle kimi zaman konuşmayla kimi zaman da resim, yazı veya şiirle yapılır. Ben bu tercihimi şiir olarak kullandım ve siz değerli okurlarla, dostlarla paylaşıyorum. Yazdığım her şiirin hemen hemen bir hikâyesi, iç dünyamda ya da sosyal hayatta bir karşılığı vardır. Bazıları da gelecek adına hayaldir, temennidir, duadır (Güllü, 2014:8).

Şair, bu satırları “Yazarın Notu” olarak “Bir Damla Deniz” adlı şiir kitabının girişinde okurlarıyla paylaşmak gereği duymuş. Aslında bu paylaşım aynı zamanda onun şiirlerinin arka planını ve bediî tefekkür cephesini de oluşturmaktadır dense yeridir. Onun şiirlerinde çoğu zaman yaşanmışlıklar ve memleketimden insan manzaraları ön plana çıkıyor… Şairin “İNSAN” diye bir derdi var!.. Bu şiirlerde insan, sosyal bir varlık olarak, yaratılmışların en şereflisi eşref-i mahlûkat olarak; kendisiyle, çevresiyle, tarihiyle, devletiyle, sistemle, milletiyle ve Yaratanıyla olan ilişkiler ağında ele alınıp durum tespitleriyle, zaman zaman hiciv ve mizah yoluyla şiire konu oluyor.

Şairin üniversite yıllarından beri arkadaşı olan A. Kadir Üçkardeşler’in de dediği gibi, Güllü’nün şiirlerinde ne yok ki (Üçkardeşler, 2014:10); iman, inanç, tarih, sevgi, aşk, içtenlik özgüven, dürüstlük cesaret, şefkat, açlık, yoksulluk, çaresizlik, tabiat, pişmanlık, korku, zarafet, kıskançlık, hınç, öfke, af etme, dua, cesaret, tembellik, çalışkanlık, dost bildiği kişiler, toplum önderleri, dava adamları, belirli gün ve geceler ve âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed, … Hepsi ve daha fazlası tam bir hazine. Şair, bütün bunları yeri geldiğinde pisiko-sosyol tahlillerle yeri geldiğinde felsefî ve tasavvufî anlatım ve derinlikte dile getirme gayreti içerisindedir. GÜLLÜ’nün şiiri için sanat toplum içindir anlayışıyla kaleme alınmış sanat eserleri demek yerinde bir tespit olacaktır.

Şair, kendi beninden yola çıkarak anlattıklarında da gözleme dayalı anlattıklarında da insanı iyiye, doğruya, Hak ve hakikate çağıran ideal yüklü mısralarında da söyleyişte çok tabii… İfadelerde kafiye bulacağım diye öyle pek fazla zorlama yok. Nazım şekli olarak genellikle dörtlükleri tercih etmiş olmakla birlikte bazı şiirlerinde nazım birimi olarak beyitler; Bir Damla Deniz adlı kitabından örnek verecek olursak (Yansın, ,s.42; Şaşıyorum, s.56-57; Vanlı Orhan, s.70-75; Şair, s.88-89; Peşinde, s.118-119; Aldanıyor Aldatan, s.136-138; Kıskanma, s.140-141; Çeşitleme, s.154-155) kullanılırken bazı şiirlerinde ise beşlik bentler ve daha fazla mısradan meydana gelen bentlerle yazmayı tercih etmiş. Vezin olarak hece vezninin hâkim olduğu şiirlerinde şair, sanat yapacağım diye dilde zorlamaya gitmemiş aksine yaşayan Türkçeyi tercih etmiştir. Bu da onun okurlarıyla daha rahat buluşmasını ve diyalog kurmasını kolaylaştıracak bir başka özellik ve güzelliktir diye düşünüyoruz.

Güllü, bazı şiirlerinde Bir Damla Deniz adlı kitabındaki “Vanlı Orhan” da olduğu gibi (s.70-75) tahkiyeli anlatımı tercih etmiş. Uzun soluklu bu şiir, bir yaşanmışlığı konu alması ve ülkemizin birlik beraberliği açısından istismara açık hususları yaşanmış bir hikâye olarak dile getirmesi açısından da oldukça önemli. Meraklısı için bu şiirin seslendirilmiş haline ulaşmak isterlerse bir de adres verelim: www.youtube.com https://youtu.be/7eyZWzwcn7o

Şairin son kitabına da ad olarak verdiği “Bir Damla Deniz” başlıklı şiirinden bir bölümü buraya almak istiyoruz:
Bir damla, bir damla, bir damla daha
Fani beden zindan sonsuz ervaha
Bir ömrün hesabı vardı eyvaha
Bizi köle yaptı şeytanlı beniz
Boyladı boyladı bir damla deniz

Bir büyük imtihan her şey içinde
Gizleri gizlenmiş neden niçinde
Huzur arıyoruz madde hiçinde
Biz can âleminde görünen beniz
Bin âlem BİR için bir damla deniz

Aslının aynıdır sızan her damla
Yüklüdür her biri sevinçle gamla
Nefis mutmaindir candan selamla
Biz desek de yine kocaman beniz
Deniz bir damladır, bir damla deniz…

Damla deyip geçme her biri âlem
Zerreden küreye dipdiri âlem
Hepsinin hükmünü yazan bir kalem
Bu sonsuz varlıkta küçük bir beniz
Koskoca kâinat bir damla deniz (Güllü, 2014:100-101)

Abdulkadir Güllü’nün şiirlerini ithaf ettiği zengin bir şahıslar kadrosuyla karşılaşırız. Oğuzhan Türkistan, Prof. Ali Yücel Uyarel, Prof. Dr. Fevzi Ercan, Mustafa Kemal, Dr. İbrahim Bülbül, Prof. Dr. Mahmut Gülesin, Nusret İpekçioğlu, Dr. İhsan Batmaz, Yeğeni Faruk, Sevgili Eşi, kızları Gözdenur, Rüveyda, Esma, Abdulkadir Açar, Molla Kasım, Hz. Muhammed (sav), Muhsin Yazıcıoğlu, Hamit Göksoy, Abdurrahim Karakoç, Abdulkadir Üçkardeşler, İsmail Karacan, Abdulmecit Güldaş, Mustafa Kurt, Abdulkadir Ekşi, Ahmet Ogur, Cahit Kurbanoğlu, Osman Yazıcıoğlu, Neşet Ertaş, Yunus, Rana Betül, Bahtiyar Vahabzade, Gökhan Sur, Mustafa Günay, … Abdulkadir Güllü’nün akrostişleri de meşhurdur Ferruh Bozbeyli, Mehmet Bozdemir, Gürel Eke, Ahmet Özdemir, Mahmut Gülesin, Muhsin Yazıcıoğlu, Muhsin Başkan, Zeki Gürel, Veysi Erken… Bu liste, Develili Akademisyen Şair Abdulkadir Güllü’nün edebî, ilmî ve fikrî sosyal muhitinin ipuçlarını vermesi bakımından da önemlidir.

Abdulkadir Güllü’nün akrostişlerinden biri de Kayseri Pazarören’den gelip de Ankara’da bürokraside vazife yapmış olan Mehmet Bozdemir içindir:

MEHMET BOZDEMİR

Mukaddes kavramlar sende yer bulmuş
Emanet ehlinde ne güzel durmuş
Hakka adanmış bir ömür var ortada
Menzil belli, çoktan yola çıkmış araba
Etrafına toplanmış hep erdemli insanlar
Tevazu sahibidir yolundan emin olanlar

Birlikten kuvvet doğar, ona ne şüphe
Osmanlı gibi bir örnek var tarihte
Zorluklar aşılacak, yüzler de gülecek
Derlenecek değerler yeniden dirilecek

Emin ellerde kaybolmaz hiçbir emanet
Müşahhas olmuş sende mücerret cesaret
İhsan sahibi Tanrı, yardım etsin sana da
Rızayı-Bari yolundaki kutsal davanda… (Güllü,2010 :80)

Abdulkadir Güllü’nün Son çalışmaları: Kur’an-ı Kerim’i Şiirle Anlatmak veya Anlamaya, Yaşamaya Davet

Abdulkadir Güllü’ün bazı şiirlerinde dinî konular üzerinde yoğunlaştığını görüyoruz. “Kadir Gecesi”, “Din Rahmettir”, “Şaştım Allah’ım”, “Miraç”, “Sana Sığındım”, “Canım Muhammed (A.S.)”,”Nasihat”, “Dua”, “Allah (C.C)”, “Kader ve İnsan”, “İftar Duası”, … gibi şiirleri ve bazı şiirlerindeki tasavvufî derinlik onun İslami konulara karşı da bir Müslüman-Türk olarak ilgisiz kalmadığını göstermektedir. Hatta o bu konuda çalışmalarını bir adım daha ileri götürüp Kur’an’dan ilhamla şiirler de yazmaya başlamıştır.

Allah (C.C), Kur’an-ı Kerim’de Kamer suresinde (17/22, 32, 40) “And olsun biz Kur’an’ı, düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Düşünüp öğüt alan yok mudur” Diyor.

Kur’an’ı anlatan pek çok şiirin yazıldığını biliyor ve görüyoruz. Bu şairler arasında hemen akla gelenler şunlar: Mehmed Âkif Ersoy, Hasan Koç, Hayrettin Karaman, İsmail Sağır… Hatta şair Cengiz Numanoğlu, Kur’an’ı anlatan şiirlerini “Ya Kur’an Ya Hüsran Üçüncüsü yok!” adlı müstakil bir kitapta bile toplamıştır. Kur’an-ı Kerim’den pek çok ayetin tefsirini de yapan, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe meali çalışmasıyla da tanıdığımız Mehmed Âkif Ersoy’un Kur’an’a Hitab başlıklı şiirini bu konuda bir örnek olarak vermekle yetinelim:

KUR’AN’A HİTAB

İbret alınmaz her gün okuruz ezbere de;
Bir ibret aranmaz mı ayetlerde?
Ya okur geçeriz bir ölünün toprağına
Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
Ne taze mezara okunmak, ne fal bakmak için
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
Ne duvarlara asılmak, ne el sürülmemek için
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
Ne tezhip, ne sülüs, ne hat yazmak için
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
Ne tapınak, ne nutuk, ne vaaz dini için
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
Ne meslek kaygıları ne kariyer hesapları için
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
Ne erkeği yüceltmek, ne kadını aşağılamak için
Ne Araba paye vermek, ne Acemi hor görmek için

Kur’an-ı Kerim’in şiirsel meali çalışmaları ise ayrı bir konudur. Bu konuda da yapılmış çalışmalar vardır. Zinde Yayıncılık’ın kitap olarak çıkarttığı Aşk-ı Kur’an-İnteraktif Şiirsel Meal bunlardan biridir. Söz konusu kitabın tanıtımı şöyle yapılmıştı:

“Kelam olarak de ki: “Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsa,
Engin kelimeler bitmeden deniz biter. Bir o kadar dahası olsa
Her haliyle yine Rabbimin sözleri bitmeden onlar da biter.” (Kehf 109)

Aşk-ı Kur’an; İlahi bir sevda, aşk-ı hakikiye yönelişin adı, İlahi mesajları okuyucu yüreği ile teyit alma arzusudur. Allah insanı eşref-i mahlûk olarak yarattı. Kendini bilmesi için ona irade verdi. Aşk-ı Kur’an; İlahi mesajın kendine bahşedilen irade ile anlaşılmasıdır. Allah kulundan: Zikir-Fikir-Şükür olarak geri bildirim bekler. İnsan ise ihmalkârdır. Aşk-ı Kur’an günümüz insanına yeni bir heyecanla Hak ile interaktif olmayı sağlar. Mantıktan ziyade kalp gözü kullandırır. Duyguyu harekete geçirir. Aklın bilmediği “Neden” sorusunun cevabını, sayfa içinde bulunan kare kodlar vasıtasıyla müzakere ederek Kur’an Aşkını arar. “Nasıl” sorusunun cevabını ise kâinat kitabına (Bilim’e) havale eder. Maşuk-u hakiki ile hemhal olur. Huzuru bulur.

Aşk-ı Kur’an, İmam Rabbani’nin kendi sözlerine atfen, Kâinatın Efendisi için söylediği:
“Mâ medahtü Muhammeden bi makâlâtî / Lâkin medahtü makâlâtî bi Muhammedin” gibi biz de sözümüzle Kur’an’ı Kerim’i övmeye, ya da anlatmaya çalışmadık. Ancak Kur’an ile kendi sözümüzü yüceltmeye gayret ettik.”

Güllü’nün son zamanlarda şair olarak üzerinde çalıştığı konulardan biri de Kur’an’ı Kerim’deki ayetleri nazımla anlatmak. Şair Abdulkadir Güllü; Mehmed Âkif Ersoy’un da dediği gibi “doğrudan doğruya Kur’an’dan alarak ilhamı asrın idrakine söyletiyor İslam’ı”. O, Kur’an’daki surelerden hareketle “Yansımalar” kaleme alırken ilâhî kelamın bilgi ve ruhuna sadık kalarak ilâhî mesajı nazmın imkânlarıyla gönüllere ve akıllara nakşetmeye çalıyor, Kur’an yaşasın ve yaşansın diye… Akademisyen –şair Abdulkadir Güllü’nün bu çalışmalarına bir örmek şöyle:

İhlas Suresinden (112) Yansımalar

İlk şartıdır imanın; Allah eşsiz, bir demek
İstenecek her şeyi, yalnız O’ndan istemek

Allah’a iftiradır babalık izafesi
Ona böyle şirk koşar bir küfür taifesi

O ne baba ne oğul, O Allah’tır biz kuluz
O sınırsız güç-kudret, biz zayıfız, yoksuluz

Hiçbir şey O’nun dengi, olmaz ve de olamaz
Hiç kimse yorulmasın başka İlah bulamaz

Muhtacız hep Allah’a, yalnız O mutlak hâkim
Kur’an’dır O’nun yolu, yol, sırat-ı müstakim

Kalma sakın ortada, dön nizamı kurana
Hadi sarıl dört elle, sarıl yüce Kur’an’a

Budur inanan için imanın penceresi
Bize yol gösteriyor işte İhlas Suresi

2 Temmuz 2017

Sonuç

“Şiir sonsuzluğu arayış, sonsuzluğa uzanıştır. Şiir hürdür; özgürdür; şiire gem vurulamaz, zincir vurulamaz. Esir alınamaz şiir, esir edilemez. Şiir kimseye kul olmaz, köle olmaz. Şiirin sesi özel, dili güzeldir. Şiir lal olmuş dilleri çözer, paslanmış kulakları açar, kör gözlere ışık olur. Şarkıdır şiir, türküdür, ağıttır, ninnidir. Umuttur, özlemdir şiir; dündür, bugündür, yarındır. Şiir hayattır; candır, ruhtur, sevinç, hüzün, sağlık, huzur ve mutluluktur.

Şiir denizdir; dağdır, yoldur, ırmaktır, yağmurdur, kardır. Yolların kesiştiği nokta, dalgaların vurduğu sahil ve dalların taze yapraklarını okşayan serin rüzgârdır… Şiir solumak, soluklanmaktır; yürümektir, durmaktır. Şiir yaşamak ve yaşatmaktır.

İşte Şair Prof. Dr. Abdulkadir Güllü, şiirle aramaktadır sonsuzluğu ve şiirle aralamaktadır sonsuzluğun kapısını. Kar gibi temiz ve yağmur damlaları gibi dupduru duyguları şiirle sunmaktadır okuyucuya…

Yazmak elbette bir yetenek ve emek üründür. Yetenek Cenabı Allah (C.C.) in lütfudur. Bu lütfun şükrü eda edilmeli ve gereği yerine getirilmelidir. Şair Güllü, Gazi Üniversitesi’ndeki resmî görevi ve bilim adamlığının yanında kendisine lütfedilen bu yeteneğin de gereğini yerine getirmek için azami emek ve gayreti sarf etmektedir. İşte bu gayret ve emeğin semeresidir onun şiirleri” (Göksoy, 2014:9-10).

Biz bu bildirimizde Develili akademisyen şair Prof. Dr. Abdulkadir Güllü’nün hayatı ve eserleri üzerinde bazı tespitlerde bulunduk. Abdulkadir Güllü, Kayserili bir şair olmasına rağmen “Kayserili Şairler Antolojisi”nde yer almamış. Gerçi, Âlim Gerçel’in hazırladığı iki ciltlik bu antoloji 1995 yılında yayımlanmış; ama söz konusu antolojinin yeni baskısı yapılacak olursa GÜLLÜ de bu kitapta mutlaka yerini alacaktır. Nurkal Kumsuz’un 2006’da yayımlanan “Bu Şehrin Işıkları” adlı kitapta da şairimiz yukarıdaki gerekçelerle yer almamış olabilir. Ben başta Kayserililerin ve sanata duyarlı olan çevrelerin Develili akademisyen şair Doç. Dr. Abdulkadir Güllü’nün akademisyen kimliği yanında şair kimliğine de bundan sonra sahip çıkacaklarına inanıyorum. Toplumun yetiştirdiği değerlere sahip çıkması ancak kendine verdiği değerle doğru orantılıdır… Unutmayalım ki atalarımızın da dediği gibi marifet iltifata tabidir.. Develili şair-akademisyen Abdulkadir Güllü, Başbakanlık Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi’nin yayınladığı Türk Dünyası Edebiyatçılar Ansiklopedisi’nde de yer almamıştır. Abdulkadir Güllü’nün Japoncaya çevrilmiş hatta Japonya’da Endo Library’nin 5. Kuruluş Yılı kutlamalarında hem Türkçe hem de Japonca okunmuş şiiri bile vardır: “Hoş gelmedin Mutluluk” başlıklı şiir işte bu şiirdir (Güllü, 2010: 83-84). Şairin şiirlerinden bazılarını da marş olarak söylenirken duyarız. Gazi Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi Marşının güftesini yazmış, güfte Furkan Karataş tarafından bestelendikten sonra Fakülte marşı olarak kabul edilmiş ve söylenmektedir. “Talaşlı Üretim Marşı”, “Gazili Marşı” ve “Polis Marşı I-II” (Güllü, 2014:46-47) başlıklı şiirleri örneğinde olduğu gibi (Güllü, 2010:145-146;164). Ayrıca şairin on civarında güftesi Abdurrahim Arpaguş tarafından ilahi ve Türk Sanat Müziği formatında bestelenmiştir. Şiir yarışmalarına da katılmıştır. İstanbul’da Ümraniye belediyesinin düzenlediği İstanbul Konulu şiir Yarışmasına gönderdiği “Bir Şiirsin İstanbul” ve “Gönlümün İstanbul’u I-II-III” başlıklı şiirleri (Güllü, 2014:31-38) belki de dereceye girememişlerdir ama İstanbul Şiirleri Antolojisi düzenleyenlerin de dikkatlerinden kaçmamalıdır diye düşünüyoruz.

Biz bu bildirimizde Abdulkadir Güllü’nün hayatını ve eserlerini ayrıntıya girmeden tanıtmaya çalıştık. Zaman içinde edebiyat araştırmacıları ve eleştirmenler onun eserleriyle ilgili mutlaka ki ayrıntılı çalışmalar yapacak ve bunları yayına dönüştüreceklerdir diye düşünüyoruz.

Bildirimizi; Etkinliğe adını da veren Erciyes’i ve siz dinleyicilerimizi şairimiz Abdulkadir Güllü’nün Bizim Erciyes başlıklı şiiriyle selamlayarak bitirmek istiyor, dikkatleriniz için hepinize teşekkür ediyor;

Ele bahar bize kış geldi
Ele kolay bize güç geldi
İnandıkça kolaylaştı zorlar
Ölüm bile bize hiç geldi (Güllü, 2010:1)

Diyen Develili akademisyen şair Prof. Dr. Abdulkadir Güllü’ye de anamızın ak sütü gibi ağzımızda helal bir lokma olan ses bayrağımız Türkçeye hizmetleri için bu anlamlı ve güzel şiirleri için elinde kalemiyle birlikte hayırlı ve bereketli bir ömür diliyoruz.

Bizim Erciyes

Kuruldun tahtına tüm heybetinle
Vakarın, endamın, cesametinle
Bembeyaz duruşun, asaletinle
Dağların güzeli bizim Erciyes

Gözünü çekemez sana bakanlar
Ağır ağır iner yokuş çıkanlar
Nefes alır gönlü dertten bıkanlar
Derman bulur sende dizim Erciyes

Tekir yaylan şendir gelen gidenle
Kurultay, festival, birçok nedenle
Dipdiri ruhunla, sağlam bedenle
Bugünüm, yarınım, mazim Erciyes

Sis çöker üstüne yüzün görünmez
Çok yağarsa karın, karda yürünmez
Seni ziyarete ayak sürünmez
Coşar içim sana tazim Erciyes

Her kara sevdanın bir muradı var
Suyun Kevser gibi, ayrı tadı var
Hangi dağın böyle güzel adı var
Baharım, hazanım, yazım Erciyes

Zirveni seyreder uzak olanlar
Nefes alır sende fırsat bulanlar
Sana özlem duyar, gelip kalanlar
Hasretim, sevincim, nazım Erciyes

Kuzeyin Kayseri, kıblen Develi
Seni övmüş öven evvel evveli
Dokunmasın sana bir yaban eli
Yokuşum, inişim, düzüm Erciyes

Sana gelmek hoştur, dönmek eğlence
Teleferik ile başlar dönence
Hayat iksirisin yaşlıya, gence
Tertemiz nefesin, özüm Erciyes

Gözlere ziyafet, zarif tablosun
Eşsiz güzelliğin büyülü efsun
Ateşin içinde dursun, uyusun
Korları küllenmiş közüm Erciyes

Görmeyen gelmeli bir kez görmeli
Gönül desenine seni örmeli
Yazın bile gözün kardan sürmeli
Güler sende yüzler, yüzüm Erciyes

Göğünde yıldızlar kandil tepende
Dağcılar çadırda, konuktur sende
Kayakçı sabahı bekler gecende
Doymaz seni seyre gözüm Erciyes

Dağların içinde asil bir dağsın
Gönüllere köprü, ruhlara bağsın
Allah’ın rahmeti üstüne yağsın
İmrenir kışına, güzüm Erciyes

Her mevsim güzelsin çirkine inat
Varlığın vatana mühür, teminat
Seninle gururlu eşsiz kâinat
Az olur ne desem sözüm Erciyes
28 Ocak 2019

KAYNAKÇA

Göksoy, Hamit (2014) “Takdim”, Güllü, Dr. Abdulkadir (2014) Bırak Desinler, Ankara, s.9-12, Lazer Yayınevi.
Aşk-ı Kur’an-İnteraktif Şiirsel Meal (2018 ) İstanbul, 606 s.
Gerçel, Alim (1995) Kayseri Şairler Antolojisi, 2. C., Kayseri, Bizim Gençlik Yayınları.
Güllü, Abdulkadir (2007) İçimdeki Ayna, Ankara.
Güllü, Abdulkadir (2010) İçimdeki Ayna, 2. Baskı, Ankara,197 s., Asil Yayın Dağıtım.
Güllü, Abdulkadir (2010) Mum Işığı, , Ankara, 236 s., Asil Yayın Dağıtım.
Güllü, Dr. Abdulkadir (2014) Bir Damla Deniz, Ankara, 158 s., Lazer Yayınevi.
Güllü, Dr. Abdulkadir (2014) Bırak Desinler, Ankara, 158 s., Lazer Yayınevi.
Gürel, Zeki (2018) “Develili Akademisyen şair Doç. Dr. Abdulkadir Güllü”, Çıngı Dergisi, Kayseri, Yıl: 9, Sayı: 50, s.26-28.
Kumsuz, Nurkal (2006) Bu Şehrin Işıkları, Kayseri, Lâçin Yayınları.
Numanoğlu, Cengiz (2011) Ya Kur’an Ya Hüsran Üçüncüsü Yok!, 11. Baskı, Bursa.
Türk Dünyası Ortak Edebiyatı Türk Dünyası Edebiyatçılar Ansiklopedisi, 8 Cilt, Ankara 2002,-2007, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayını.
Üçkardeşler, A. Kadir (2014) “Önsöz”, Güllü, Dr. Abdulkadir, Bir Damla Deniz, Ankara, s.9-12 Lazer Yayınevi.
https://www.dr.com.tr/Kitap/Ask-I-Kuran-Interaktif-Siirsel-Meal/Edebiyat/Siir/Turk-Siiri (14.4.2019:07:44)